5 Mart 2014 Çarşamba

AHMET ÜMİT - BAB I ESRAR

                                        

                                AHMET ÜMİT – BAB I ESRAR
            Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere  Ahmet Ümit’i  ve  en çok satan kitaplarından olan Bab ı Esrar’dan bahsedeceğim. Öncelikle biraz Ahmet Ümit ‘i tanıyalım.
             Ahmet Ümit Gaziantepli  şair ve yazar. Biz Ahmet Ümit’i liseden beri savunduğu sol görüşleriyle ya da Moskova’daki  Sosyal Bilimler Akademisi’ndeki eğitimi ile değil de tarihin ve polisiyenin mükemmel sentezindeki başarısında görüyoruz. Bab ı Esrar’da da Ahmet Ümit , hem aşkı hem de 700 yıllık şems cinayetini anlatmış.
           Bab ı Esrar ‘’Dünya rüya içinde rüyadır’’ diyerek bir Hint atasözüyle başlar.Ve bu atasözü aslında tüm hikayenin anlatılmak istenen şeklidir.
          Kitabın konusuna gelecek olursak , öncelikle kitabın ana karakteri Karen Kimya’dır. Londra’da bir sigorta şirketinde çalışan , ingiliz bir anne ile kendini aşka adamış bir babanın kızıdır. Fakat yıllar önce babası onu, hiç anlayamadığı bir sebepten ötürü bırakıp gitmiştir ve Kimya bir daha babasından haber alamamıştır.
        Çalıştığı sigorta şirketi Kimya’yı araştırmaları için Konya’ya gönderir. Ve aslında Kimya için bu bir başlangıçtır çünkü orada adım adım Mevleviliği anlamaya başlayacaktır. Fakat bu Kimya için çok da kolay olmayacaktır. Çünkü rüyalar , hayaller , fantastik olaylar içinde hem araştırmalarını yapar hem de babasının gidişinde haklı sebepler aramaya çalışır. Bunları kimseye de söyleyemez. Çünkü İkonion Turizm’in onu belki araştırmalarına engel olmak için yanılttığını düşünür. Karen Kimya hem sorularına yanıtlar bulmaya çalışır hem de işini yapar. Ve kitabın sonunda Kimya babasının öldüğünü öğrenir. Ama bu onu üzmez çünkü Kimya babasının gerçek aşkına ulaştığını bilir.
            Sizlere Bab ı Esrar da geçen ikonion isminin nerden geldiğini anlatmak istiyorum.
            Bir efsaneye göre Konya şehrimizin ismi İkonion isminden geldiği söylenir. Efsaneye göre Medusa olağanüstü güzelliğe sahip genç bir kızdı. O kadar güzeldiki güzeliği sadece biz ölümlülerin dikkatini çekmemiş aynı zamanda tanrılarında dikkatini çekmişti. Ne yazıkki Medusa kendine aşık olmuş ve bu aşk onun da başını döndürmüştü. Yapmaması gereken bir şey yaptı ve kutsal yasağı çiğnedi Medusa. Çoktan beri ona hayran olan deniz tanrısı Paseidon’la   Athena’nın tapınağında ilişkiye girdi. Kimileri bunun bir tecavüz olduğunu söyler. Ancak Athena kendi mabedindeki bu saygısızlığı kabul etmedi. Medusa’yı bir canavara dönüştürdü. Bu canavar Toros Dağlarından sık sık kente inerek insanları öldürüyor , onları taşa çeviriyordu. Kent halkı bir kahramanın çıkıp bu canavarı yok etmesini bekledi. Ama kendisine bakanları taşa çeviren canavarı hiç de kolay değildi. Kent halkının beklediği kahraman Zeus’un oğlu Persus’tu. Medusa’yı canavara dönüştüren Athena Persus’a yardım etti ve Medusa’yı yok ettiler. Halk bu kahramana karşı minnet duygusundan dolayı Persus’un ikonlarını şehre diktiler. Her yanı ikonlarla çevrilen şehre ‘’İkonion’’denildi. Ve zamanlar İkonion ismi değişerek bugünkü Konya ismini aldı.

       Bab ı Esrar’dan bazı notları sizler için hazırladım. Örneğin ; mevlevilik. Son zamanlarda bir çok yazarın gündeminde. Bakalım neymiş Mevlevilik.
         
   13.yy da yaşamış Mevlana Celaleddin Rumi’nin görüşleri  ve tasavvufi düşünceleri üzerine , kendisinin ölümünün ardından gelişen tarikattır
     
     Semazenlerin giydiği tennure(nefsinin kefeni)dir. Başlarındaki külah ise sikke(nefsinin mezar taşı)dır. Sema ölümü değil yaşamı , doğumu anlatır. Sema için meydana çıkanlar tennure üzerinde siyah hırka giyerler. O hırka semazenlerin mezarıdır. Semazen hırkayı çıkarır dansa başlar ve yeniden insan-ı kamil olur.
       
      Nedir insan-ı kamil ?
İnsan-ı  kamil hakka ulaşmış insandır. Yani Allah ile bütünleşen kişidir. Semazenler ; sağdan sola kalbin etrafında dönerken bütün yaratılmışları kalbi ile kucaklar ve semazenin yukarı açılan sağ eli Hak’tan alır , sol eli halka verir ve semazen doğuşunu tamamlar.

 L Sokağından Sevgilerle..

    


3 Mart 2014 Pazartesi

Şeytanın Kızı Gilda - Rita Haywort

                            
            Şeytanın Kızı Gilda olarak girdi hayatımıza Rita Haywort, filmdeki karakteriyle öyle bir sevdirdi ki kendini kim bu şeytanın kızı gilda demekten kendimizi alıkoyamayıp öğrenmeye başladık. Birde ben anlatayım size Rita Haywort'u. 

   Tüm dişiliğiyle ve güzelliğiyle Hollywood’un gelmiş geçmiş en seksi yıldızlarından Rita Hayworth, İspanyol asıllı bir babanın ve Amerikalı dansçı bir annenin kızı ve dönemin en büyük Flâmenko ustası olan bir dedenin torunu…
    1946 yılında rol aldığı “Gilda” Rita Hayworth ’un kariyerinin zirvesi oldu. Gilda filminde ki  “Put The Blame on Me” şarkısı eşliğinde ki dans sahnesi ile yer edindi hafızalar da… Ve biz onu hep Gilda ile özdeşleştirdik… Ama Gilda ’daki vahşi cazibesinin tersine, gerçek yaşamda aşırı duygusal ve utangaç bir yapıya sahip. Filmlerinin aksine evliliklerinde aşkı bulamayan bir kadın Rita Hayworth. 65 yıllık ömrüne 5 evlilik sığdırmış ve evliliklerinde umduğu aşkı bulamamış ki hepsi ayrılıkla sonuçlanmış. Bir konuşmasında “Sevdiğim bütün erkekler Gilda ile evlendiler, ama sabah uyandıklarında yanlarında Rita vardı demiş… Belki de Rita Hayworth sadece Rita olarak sevilmek istedi, “Gilda” olarak değil…
    Peki, Rita Hayworth’a bunlara söyleten neydi? 1937 yılında daha 19 yaşında iken büyük bir aşkla evlendiği Edward C. Judson ile yaşadığı evliliğin 6 yıl sonra sona ermesi bir neden olabilir mi.? Ya da Hayworth’ın bu evliliğin hemen ardından usta yönetmen Orson Welles ile evlenmesi ve bu evliliğin altında bir bahsin varlığından bahsedilebilir mi? Evet, Welles arkadaşları ile 2000 dolarına bahse girerek, Hayworth’u tavlayacağını iddia etmiş ve nitekim Hayworth ile evlenerek bahsi de kazanmıştır…5 yılın sonunda Hayworth’ın ikinci evliliği de sona ermiştir. Ve Hayworth tüm bu hayal kırıklıklarını yaşadığında sadece 30 yaşındaydı… Evet Rita, Gilda gibi güzeldi ama onun kadar mutlu değildi. Üçüncü evliliğini soyu peygamber soyuna dayanan Ali Han ile yaptı. Büyük bir düğün ile evlenen Rita, Ali Han’ın sadakatsizliği ile sona erdirmiştir evliliğini… Rita’nın bu evlilikten bir kızı olur… Ve bundan sonra mutsuz 2 evlilik daha… Rita bunları yaşamıştı… Oysa tüm o erkekleri kendisine âşık eden, Hollywood’un en seksi, en güzel, en başarılı kadını Gilda idi…
Sizce de çok garip değil mi bir kadının aşkı bu kadar araması…. Ve bulamamasında ki tek nedenin yine kendi oluşu…

L Sokağından Sevgilerle ...